![]() |
|||||||
|
|
Çevirenler: |
Batur Alp Bal Rev. İlhan Keskinöz Rev. John Lenk |
WESTMINSTER |
||||
|
İnsanın varlığının en baş ve
en yüce amacı, Tanrı’yı yüceltmek,[1]
ve sonsuza dek O’ndan tam olarak zevk almaktır.[2] 2. Tanrı’nın varlığı ne şekilde belirgindir? İnsanın içindeki doğa ışığının kendisi ve Tanrı’nın işleri sade bir şekilde Tanrı’nın varlığını bildirir;[3] ancak yalnızca O’nun Sözü ve Ruh’u insanları kurtuluşa eriştirmek üzere O’nu yeterli ve etkili bir şekilde açıklar.[4]
3. Tanrı’nın Sözü nedir? Eski ve Yeni Ahit’in Kutsal Yazıları Tanrı sözü olup,[5] iman ve itaatin yegâne kuralıdır.[6]
4. Kutsal Yazıların Tanrı Sözü oldukları ne şekilde belirgindir? Kutsal Yazılar, haşmeti[7] ve saflığı;[8] tüm kısımlarının birbirleriyle gösterdiği uyum;[9] amacı, tüm yüceliği Tanrı’ya vermek olan bütünün kapsamı;[10] ışığı ve gücüyle günahkarları ikna etmesi ve değiştirmesi, inananları kurtuluşa erişmek üzere teselli vermesi ve bina etmesiyle[11] Tanrı Sözü olduklarını ortaya koyarlar: ancak, insanın yüreğinde Kutsal Yazılar aracılığıyla ve Kutsal Yazılarla birlikte tanıklık eden yalnızca Tanrı Ruh’u tek başına Kutsal Yazıların Tanrı’nın Sözünün kendisi olduğu konusunda insanı tam olarak ikna etme yetisine sahiptir.[12]
5. Kutsal Yazılar öncelikle neyi öğretir? Kutsal Yazılar öncelikle, insanın Tanrı hakkında neye inanması gerektiğini ve Tanrı’nın insanlara şart koştuğu sorumluluğun ne olduğunu öğretir.[13]
İnsanın Tanrı hakkında inanması gerekenler
6. Kutsal Yazılar Tanrı hakkında ne açıklarlar? Kutsal Yazılar, Tanrı’nın ne olduğunu,[14] Tanrısal özyapıdaki kişileri,[15] O’nun hükümlerini[16] ve bu hükümlerini uygulayışını açıklar.[17]
Tanrı, kendi içersinde ve kendi başına, varlığında,[18] yücelikte,[19] kutsallıkta,[20] ve mükemmellikte ebedi;[21] her şeye gücü yeten[22] sonsuz,[23] değiştirilemeyen,[24] anlaşılamayan,[25] heryerde var olan,[26] herşeye gücü yeten,[27] herşeyi bilen,[28] en bilge,[29] en kutsal,[30] en adil,[31] en merhametli ve lütufkar,[32] katlanış gösteren, iyilik ve gerçekte bol olan bir Ruhtur.[33]
8. Birden fazla Tanrı var mıdır? Diri ve gerçek olan tek bir Tanrı vardır[34]
9. Tanrısal özyapıda kaç kişi vardır? Tanrısal özyapıda, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh olmak üzere üç Kişi vardır; ve bu üçü, özde aynı, güç ve görkemde eşit tek bir gerçek ve ebedi Tanrı’dır; ancak kişisel özellikleriyle birbirlerinden farklılık gösterirler.[35]
10. Tanrısal özyapıdaki üç kişinin kişisel özellikleri nelerdir? Baba’nın Oğul edinmesi,[36] ve Oğul’un Baba’dan olması[37] ve Kutsal Ruh’un tüm sonsuzluktan bu yana Baba ve Oğul’dan çıkması[38] uygundur.
11. Oğul’un ve Kutsal Ruh’un, Baba ile eşit derecede Tanrı oldukları ne şekilde belirgindir? Kutsal Yazılar, Oğul’a ve Kutsal Ruh’a yalnızca Tanrı’ya atfedilebilecek isimler,[39] özellikler,[40] eylemler[41] ve tapınış[42] vererek Baba ile eşit derecede Tanrı olduklarını ortaya koyarlar.
12. Tanrı’nın hükümleri nelerdir? Tanrı’nın hükümleri, aracılığıyla tüm sonsuzluktan önce zaman içerisinde olup bitecek her şeyi, özellikle melekler ve insanlara ilişkin olanları, kendi yüceliği için ve değişmez bir şekilde belirlediği[43] iradesinin amacına göre hikmetli, bağımsız ve kutsal eylemleridir.[44]
13. Tanrı özellikle meleklere ve insanlara ilişkin ne hüküm vermiştir? Tanrı, ebedi ve değişmez bir hükümle, sadece sevgisinden ötürü, yüce lütfunun övülmesi için, uygun zamanda gerçekleşmek üzere, bazı melekleri yücelik için;[45] ve bazı insanları Mesih’te sonsuz yaşam için seçmiş, bunun gerçekleşeceği yolları belirlemiştir:[46] ve ayrıca, kadir gücü ve iradesinin araştırılamaz amacı uyarınca (ki, bunun aracılığıyla lütfu dilediği şekilde verir ya da çeker) adaletinin yüceliğinin övülmesi için geri kalanları atlayıp, günahları için cezalandırılmaları, onursuzluk ve gazaba maruz kalmaları üzere önceden belirlemiştir.[47]
14. Tanrı, hükümlerini nasıl gerçekleştirir? Tanrı, kusursuz önbilgisi, ve iradesinin bağımsız ve değişmez amacı uyarınca hükümlerini yaratılış ve sağlayış işleriyle gerçekleştirir.[48]
15. Yaratılış işi nedir? Yaratılış işi, Tanrı’nın başlangıçta Sözü’nün gücüyle, dünyayı ve içersindeki her şeyi hiçbir şeyden, kendisi için, altı gün içinde ve hepsi de çok iyi olarak yaratmış olmasıdır.[49]
16. Tanrı melekleri nasıl yaratmıştır? Tanrı, tüm melekleri[50] ölümsüz,[51] kutsal,[52] bilgide genişleyen,[53] güçlü[54] ruhlar,[55] olarak, O’nun buyruklarını yerine getirmeleri ve ismini övmeleri için,[56] ancak değişime açık bir şekilde yaratmıştır.[57]
Tüm diğer yaratıkları yarattıktan sonra Tanrı, insanı erkek ve kadın olarak yarattı;[58] ve adamın bedenini yerin toprağından yarattı[59] ve kadını da adamın kaburga kemiğinden yaptı[60] ve onları diri, düşünen ve ölümsüz bir can ile donattı;[61] bilgide,[62] doğrulukta ve kutsallıkta[63] onları kendi benzeyişinde yarattı;[64] Tanrı yasasını yüreklerine yazarak[65] onlara bunu yerine getirme gücü[66] ve yaratıklar üzerinde hakimiyet verdi;[67] ancak [günaha] düşme seçeneğini de tanıdı.[68]
18. Tanrı’nın sağlayış işleri nelerdir?
Tanrı’nın sağlayış işleri
O’nun bütün yarattıklarını ve yaptıklarını,[69]
kendi yüceliği için[70]
en kutsal,[71]
en bilge[72]
ve en güçlü bir şekilde koruması[73]
ve yönetmesidir.[74] 19. Tanrı’nın meleklere olan sağlayışı nedir? Tanrı, sağlayışı aracılığıyla bazı meleklerin bilinçli ve düzeltilemez bir şekilde günaha ve lanete düşmesine izin verdi,[75] bunu ve tüm günahlarını Kendisine yücelik vermesi amacına kısıtladı ve bu hedef için düzenledi;[76] ve geri kalanlarını kutsallık ve mutlulukta sabitleştirdi;[77] kendi arzusu kapsamında gücünü, merhametini ve adaletini ortaya koymada[78] onların hepsini görevlendirdi.[79]
20. Tanrı insan için, onun yaratıldığı durumda hangi özel sağlayışı sunmuştur? İnsanın yaratıldığı durumda Tanrı’nın sunmuş olduğu özel sağlayış, Tanrı’nın onu cennet bahçesine koyması, ona bakmakla görevlendirmesi, dünyanın meyvesinden yeme özgürlüğü vermesi;[80] yaratıkları onun hakimiyeti altına koyması[81] ve kendisine yardımcı olması için evliliği düzenlemesi;[82] Kendisiyle paydaşlık ortamı yaratması;[83] Şabat gününü koyması;[84] kişisel, kusursuz ve daimi itaat koşuluyla onunla bir yaşam antlaşması içersinde girmesi,[85] ki yaşam ağacı bunun teminatıydı;[86] ve iyiliği ve kötülüğü bilme ağacından yemesini yasaklaması ve bunun cezası olarak ölüm acısını belirlemesinden ibarettir.[87]
21. İlk anne babamız yaratıldıkları durumda kaldılar mı? İlk anne babamız kendi iradelerinin özgürlüklerine bırakıldıklarında, Şeytan’ın ayartmasıyla, yasak meyveyi yemekle Tanrı’nın buyruğuna karşı geldiler; ve böylece, içinde yaratılmış oldukları masumiyet konumundan düştüler.[88]
22. Adem’in ilk günahında bütün insanlık düştü mü? Yasal bir kişi olarak antlaşma Adem ile yapılmıştı, ancak sadece kendisi için değil kendi soyundan gelen herkes içindi aynı zamanda, doğal çoğalma yoluyla kendisinden gelen bütün insanlık,[89] onun ilk günahında Adem’de günah işledi ve onunla birlikte düştü.[90]
23. Düşüş insanı hangi konuma getirdi? Düşüş, insanı günah ve bozulmuşluk konumuna getirdi.[91]
24. Günah nedir? Günah, düşünen yaratığa kural olarak verilmiş her hangi bir Tanrı yasasına karşı gelmek ya da bunu yapma arzusudur.[92]
İnsanın içine düşmüş olduğu günahlılık konumu, Adem’in ilk günahının suçluluğunu,[93] içinde yaratılmış olduğu doğruluğun yitirilmesini, doğasının bozulmasını ve böylece sürekli olarak iyilik yapamaz durumda, iyilik yapmaya tümüyle isteksiz ve iyiliğe tamamen karşıt ve kötülüğün her türüne eğilimli hale gelmesini içerir;[94] ki buna genel olarak Özgün Günah denir ve tüm suçlar buradan kaynaklanır.[95]
26. Özgün günah ilk anne babamızdan onların soyuna nasıl geçmiştir? Özgün günah ilk anne babamızdan onların soyuna doğal çoğalma yoluyla geçmiştir, öyle ki onlardan bu yolla çıkan herkes günah içinde ana rahmine düşmüş ve günah içinde doğmuştur.[96]
27. Düşüş insanlığın üzerine nasıl bir bozulmuşluk getirdi? Düşüş, insanın Tanrı’yla olan paydaşlığını yitirmesine yol açtı,[97] Tanrı’nın hoşnutsuzluğunu ve lanetini getirdi; öyle ki, bizler doğal olarak gazap çocuklarıydık,[98] Şeytan’ın tutsaklarıydık[99] ve hem bu dünyada hem de gelecek dünyadaki tüm cezaları yasal olarak hak etmiştik.[100]
28. Günahın bu dünyadaki cezaları nelerdir? Günahın bu dünyadaki cezaları zihin körlüğü,[101] yararsız düşünceler,[102] derin yanılgılar,[103] yürek katılığı,[104] vicdan korkusu,[105] utanç verici tutkular,[106] gibi ya içsel; ya da bizim yüzümüzden Tanrı lanetinin diğer yaratıklar üzerine gelmesi[107] ve ölümle[108] birlikte bedenlerimiz, ismimiz, mallarımız, ilişkilerimiz ve işlerimiz[109] üzerine gelen tüm diğer kötülükler gibi dışsaldır.
29. Günahın gelecek dünyadaki cezaları nelerdir? Günahın gelecek dünyadaki cezaları Tanrı’nın rahatlık veren varlığından ebedi ayrılık ve bedenin ve canın cehennem ateşinde sonsuza dek aralıksız en acı verici işkencelere maruz kalmasıdır.[110]
30. Tanrı tüm insanlığı günah ve bozulmuşluk konumunda yok olmaya terk etti mi? Tanrı, insanlığın genel olarak İşler Antlaşması adı verilen ilk antlaşmayı bozması ile düşmüş olduğu[111] günah ve bozulmuşluk konumunda yok olmaya terk etmemiştir;[112] ancak yalnızca sevgisi ver merhametinden ötürü seçilmişlerini o konumdan kurtarmıştır ve genel olarak Lütuf Antlaşması adı verilen ikinci bir antlaşmayla onları kurtuluş konumuna getirmiştir.[113]
31. Lütuf antlaşması kiminle yapılmıştı? Lütuf antlaşması, ikinci adem olarak Mesih’le ve Mesih’te Kendisinin tohumu olan tüm seçilmişlerle yapılmıştır.[114]
32. Tanrı’nın lütfu ikinci antlaşmada nasıl ortaya konmuştur? Tanrı lütfu ikinci antlaşmada, Tanrı’nın karşılıksız bir şekilde günahkarlara bir Aracı[115] ve bununla yaşam ve kurtuluş sağlaması ve sunması;[116] kişileri O’na ait yapması için iman gerektirmesi[117] ve hem Tanrı’ya olan hamtlarının[118] ve imanlarının gerçek olduğunun kanıtı olarak,[119] hem de onları kurtuluşa eriştirmek için belirlediği yol olarak,[120] tüm diğer kurtaran lütuflarla birlikte,[121] şart koştuğu bu imanı onlarda var etmesi için tüm seçilmişlerine,[122] Kutsal Ruh’u vaat etmesi ve vermesi;[123] bu şekilde onları tüm kutsal itaate yeterli kılmasıyla[124] ortaya konmuştur.
33. Lütuf antlaşması her zaman tek ve aynı şekilde mi ortaya konmuştu?[[125]] Lütuf antlaşması her zaman aynı şekilde ortaya konmamıştı, ancak Eski Ahit’de sunuluş biçimleri Yeni Ahit’dekilerden farklıydı.[126]
34. Lütuf antlaşması Eski Ahit altında nasıl ortaya konmuştu? [[127]] Eski Ahit altında lütuf antlaşması vaatler,[128] peygamberlikler,[129] kurbanlar,[130] sünnet,[131] fısıh,[132] ve diğer semboller ve uygulamalar ile ortaya konmuştu, ve bunların hepsi, Kendisi aracılığıyla sonsuz yaşama ve günahlardan mutlak özgürlüğe sahip oldukları[133] ve geleceği vaadedilen Mesih’i önceden simgeliyordu ve seçilmişleri, vaat edilen Mesih’e olan imanlarında bina etmede o zaman için yeterliydi.[134]
35. Lütuf antlaşması Yeni Ahit altında nasıl ortaya konmuştur? [[135]] Yeni Ahit altında, öz olan Mesih açığa çıkarıldığında, aynı lütuf antlaşması hem o dönemde hem de şimdiki dönemde halen sözün vaaz edilmesi,[136] vaftiz[137] ve Rab’bin Sofrası[138] sakramentlerinin verilmesi ile uygulanmalıdır; bunlarda lütuf ve kurtuluş daha fazla doluluk, kanıt ve etki ile tüm uluslara sunulur.[139]
36. Lütuf anlaşmasının Aracısı kimdir? Lütuf antlaşmasının tek Aracısı, Baba’yla aynı özden ve eşit ve ebedi Tanrı Oğlu olan,[140] zamanın doluluğunda insan vücuduna bürünen,[141] tek bir kişide, iki tamamen farklı doğada, geçmişte, şimdi ve sonsuza dek Tanrı ve insan olmaya devam edecek olan[142] Rab İsa Mesih’tir.[143]
37. Mesih, Tanrı Oğlu iken nasıl insan oldu? Tanrı Oğlu Mesih üzerine gerçek bir beden ve düşünebilen bir can alarak,[144] Kutsal Ruh’un gücüyle Bakire Meryem’in rahminde oluşup, onun özünden olarak ondan doğdu,[145] ancak günahsızdı.[146]
38. Aracının hangi sebepten ötürü Tanrı olması gerekliydi? Aracı, Tanrı olmalıydı öyle ki, insan doğasını sonsuz Tanrı öfkesi ve ölüm gücü altında batmaktan kurtarıp, koruyabilsin,[147] çektiği acılara, itaatkarlığına ve yakarışına değer ve etkinlik kazandırabilsin;[148] ve Tanrı’nın adaletini tatmin etsin,[149] kayırışını elde etsin,[150] özel bir halk satın alsın,[151] onlara Ruhunu versin,[152] tüm düşmanlarını yensin[153] ve onları sonsuz kurtuluşa getirsin.[154]
39. Aracının hangi sebepten ötürü insan olması gerekliydi? Aracı, insan olmalıydı öyle ki doğamızı kalkındırabilsin,[155] yasaya itaati yerine getirebilsin,[156] bizim doğamızda acı çekip, bizler için yakarışta bulunabilsin,[157] zayıflıklarımızı yakından anlayabilsin;[158] oğulluk hakkını kazanabilelim,[159] ve lütuf tahtına rahatça ve cesaretle yaklaşabilelim.[160]
40. Aracının hangi sebepten ötürü tek bir kişide hem Tanrı hem de insan olması gerekliydi? Tanrı ve insanı barıştıracak olan Aracının kendisinin hem Tanrı hem de insan olması gerekliydi, öyle ki, her doğaya uygun işler Tanrı karşısında bizlerin yararına kabul görsün,[161] tek bir kişinin işleri olarak bizler tarafından bunlara güvenilebilsin.[162]
41. Aracımız neden [Yeşua] İsa ismiyle çağrıldı? Aracımız İsa ismiyle çağrıldı çünkü O, halkını günahlarından kurtarmıştır.[163]
Aracımız Mesih ismiyle çağrıldı çünkü Kutsal Ruh’la ölçüsüz olarak meshedilmişti[164] ve böylece bir kenara ayrılmıştı ve hem alçaltılma hem de yüceltilme konumunda kilisesinde peygamber,[165] kahin,[166] ve krallık[167] görevini yerine getirmesi için tüm yetki ve yeterlilikle donatılmıştı.[168] 43. Mesih peygamberlik görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih inananların bina edilmesi ve kurtuluşuna ilişkin her şeydeki[169] tüm Tanrı arzusunu[170] Ruh’u ve Sözü aracılığıyla tüm çağlar boyunca,[171] çeşitli yollarla[172] kiliseye açıklayarak[173] peygamberlik görevini yerine getirmiştir.
44. Mesih kahinlik görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih, halkının günahları için barıştırmalık olmak için[174] kendisini lekesiz olarak Tanrı’ya tek bir kere sunmasıyla;[175] ve onlar için sürekli yakarışta bulunmasıyla[176] kahinlik görevini yerine getirmiştir.
45. Mesih krallık görevini nasıl yerine getirmiştir? Mesih, dünyadan kendisi için bir halk çağırarak,[177] ve bu halkı görünür bir şekilde yönetmede araç olarak kullandığı görevliler,[178] yasalar,[179] ve uyarılar[180] vererek; seçilmişlerine kurtaran lütfu vererek,[181] itaatlerini ödüllendirerek[182] ve günahları karşısında onları düzelterek,[183] tüm ayartmalar ve sıkıntılarında onları koruyup, destekleyerek,[184] tüm düşmanlarını bağlayıp, onları yenerek[185] ve kudretli bir şekilde her şeyi kendi yüceliği[186] ve onların iyiliği için düzenleyerek;[187] ve ayrıca geri kalan, Tanrı’yı tanımayan ve Müjdeye itaat etmeyenlerden intikam alarak[188] krallık görevini yerine getirmektedir.
46. Mesih’in alçaltılma konumu neydi? Mesih’in ana rahmine düşmesi, doğumu, yaşamı, ölümü ve ölümünden sonra dirilişine dek geçen süre boyunca bizler için yüceliğinden soyunup, kul benzeyişini kendi üzerine aldığı o alçaltılmış konumdur.[189]
47. Mesih ana rahmine düşmesi ve doğumunda kendini nasıl alçaltmıştır? Mesih, tüm sonsuzluktan beri Baba’nın bağrında olan Tanrı Oğlu olmasına rağmen, zamanın doluluğunda önemsiz bir konumdaki bir kadından doğarak insanoğlu olmaktan hoşnut olması; ve normal aşağılanmaların ötesinde farklı durumlara maruz kalması ile ana rahmine düşmesinde ve doğumunda alçaltmıştır.[190]
48. Mesih kendisini bu hayatta nasıl alçaltmıştır? Mesih, mükemmel olarak yerine getirdiği[191] yasaya kendisini bağımlı kılarak;[192] ve bu dünyanın onursuzluklarıyla,[193] Şeytan’ın ayartmalarıyla[194] ve gerek insan doğasının getirdiği, gerekse özel olarak içinde bulunduğu kendi alçaltılmış konumunun getirdiği bedenindeki rahatsızlıklarla[195] çarpışarak kendisini bu hayatta alçaltmıştır.
49. Mesih, ölümünde kendisini nasıl alçaltmıştır? Mesih, Yahuda tarafından ihanete uğrayıp,[196] öğrencileri tarafından terk edilip,[197] dünya tarafından aşağılanıp ve reddedilip,[198] Pilatus tarafından mahkum edilip ve onun askerleri tarafından işkenceye maruz bırakılıp;[199] ayrıca ölüm korkuları ve karanlığın güçleriyle yüzleşmiş olarak Tanrı gazabının ağırlığını hissedip, taşıyarak,[200] hayatını bizlerin günahları için bir sunu olarak verip,[201] çarmıhın acılı, utanç verici ve lanetli ölümünü tatmasıyla[202] kendisini ölümünde alçaltmıştır.
50. Mesih’in ölümünden sonra alçaltılması neyi içerir? Mesih’in ölümünden sonra alçaltılması, gömülmesi,[203] üçüncü güne kadar ölüm konumunda ve ölümün gücü altında kalmasını[204] içerir; ki, bu da şu kelimelerle ifade edilmiştir: ölüler diyarına indi.
51. Mesih’in yüceltilme konumu neydi? Mesih’in yüceltime konumu dirilişini,[205] göğe çıkışını,[206] Baba’nın sağında oturmasını,[207] ve dünyayı yargılamak için ikinci kere gelişini[208] içermektedir.
52. Mesih dirilişinde nasıl yüceltilmiştir? Mesih, ölümde çürümeyerek [ki, bunun gücü altında tutulması mümkün değildi],[209] kendisine has tüm özellikleriyle birlikte, içinde acı çektiği aynı bedene sahip olmasında,[210] (ancak ölümlü bir şekilde ya da ölümlü hayatın bilinen zayıflıkları olmaksızın) canıyla gerçekten birleşmesiyle,[211] üçüncü gün ölümden kendi gücüyle dirilmesiyle yüceltilmiştir;[212] ki, bu şekilde yapmakla kendisinin Tanrı Oğlu olduğunu,[213] Tanrısal adaleti tatmin ettiğini,[214] ölümü ve ölüm gücüne sahip olanı yok ettiğini[215] ve yaşayan ve dirilerin Rab’bi olduğunu[216] ilan etti: tüm bunların hepsini bir temsilci[217] ve kilisesinin başı olarak,[218] onların aklanmaları,[219] lütufta yenilenmeleri,[220] düşmanları karşısında desteklenmeleri,[221] ve son günde ölümden dirileceklerine dair onlara güvence vermek için yaptı.[222]
53. Mesih göğe çıkışında nasıl yüceltilmiştir? Mesih, dirilişinden sonra sık sık öğrencilerine görünmesi ve onlarla konuşup, onlara Göklerin Egemenliğine ilişkin konulardan bahsetmesi[223] ve Müjdeyi tüm uluslara duyurma görevini onlara vermesi,[224] dirilişinden kırk gün sonra bizim doğamızda, ve bizim başımız olarak,[225] düşmanlar üzerinde zaferli bir şekilde,[226] görünür bir durumda en yüksek göklere çıkarak insanlardan armağanlar almak,[227] duygularımızı oraya çekmek,[228] dünyanın sonundaki ikinci gelişine kadar kendisinin de bulunduğu ve bulunmaya devam edeceği,[229] bir yeri bizlere hazırlamasıyla[230] yüceltilmiştir.
54. Mesih Tanrı’nın sağında oturmasıyla nasıl yüceltilmiştir? Mesih, Tanrı-insan olarak, tüm sevinç,[231] yücelik[232] ve gök ve yerdeki her şey üzerinde güç sahibi olarak[233] Baba Tanrı’yla en yüce onaylanma seviyesine erişmiştir;[234] ve kilisesini toplar ve savunur ve düşmanlarını dize getirir; görevlilerini ve halkını armağanlar ve lütuflarla donatır[235] ve onlar için yakarışta bulunmasıyla[236] yüceltilmiştir.
55. Mesih nasıl yakarışta bulunur? Mesih, bizim doğamızda Baba’nın huzuruna sürekli çıkması,[237] dünyadaki itaatinin ve kurbanının kazancında,[238] bunların da tüm imanlılara uygulanması konusundaki arzusunu bildirerek;[239] onlara karşı yapılan tüm suçlamalara cevap vererek,[240] güncel başarısızlıklar karşısında onlar için esenlik dolu bir vicdan[241] ve lütuf tahtına cesaretle çıkabilme yolu[242] ve kendilerinin[243] ve hizmetlerinin[244] kabul edilmelerini sağlayarak bizler için yakarışta bulunur.
56. Mesih dünyayı yargılamak için tekrar gelişinde nasıl yüceltilecektir? Kötü insanlar tarafından haksız yere yargılanmış ve mahkum edilmiş olan Mesih,[245] son günde büyük bir güçle[246] kendisinin ve Babası’nın ve tüm kutsal meleklerinin yüceliğinin eksiksiz sergilenişiyle,[247] Tanrı’nın borazanının baş melek tarafından yüksek sesle çalınmasıyla,[248] dünyayı doğruluk içinde yargılamak için tekrar gelmesiyle[249] yüceltilecektir.
57. Mesih, aracılığıyla ne gibi bereketler sağlamıştır ([bizim için] kazanmıştır)? Mesih, aracılığıyla, lütuf antlaşmasının diğer tüm bereketleriyle birlikte[250] kurtuluşu sağlamıştır.[251]
58. Mesih’in sağladığı bereketlerin nasıl ortakları yapılırız? Mesih’in sağladığı bereketlerin bizlere uygulanmasıyla,[252] bunlara ortak kılınırız, ki bu da özel olarak Kutsal Ruh Tanrı’nın işlevidir.[253]
59. Kimler Mesih aracılığıyla kurtuluşa ortak kılınır? Kurtuluş, Mesih’in onlar için satın aldığı,[254] zaman içerisinde Kutsal Ruh aracılığı ile Müjde’ye uygun olarak Mesih’e inanmaya yeterli kıldığı kişilere;[255] kesin olarak uygulanır, etkin olarak aktarılır,
60. Müjde’yi asla duymamış ve bu nedenle İsa Mesih’i bilmeyen, O’na inanmayan kimseler doğanın ışığına göre yaşamakla kurtulabilirler mi? Müjde’yi asla duymamış olmalarından ötürü,[256] İsa Mesih’i tanımayan[257] ve O’na inanmayan kimseler, yaşamlarını doğanın ışığına[258] ya da ikrar ettikleri inancın yasalarına uygun bir şekilde yapılandırmaya ne denli özen gösterseler de[259] kurtulamazlar;[260] yalnızca kilisesinin –(ki, O’nun bedenidir) Kurtarıcısı olan[261] Mesih’ten başka her hangi bir yerde kurtuluş yoktur.[262] 61. Müjde’yi duyan, ve kilisede yaşayan herkes kurtulmuş mudur? Müjde’yi duyan ve kilisede yaşayan herkes kurtulmuş değildir; ancak kurtulanlar yalnızca gözle görülmeyen kilisenin gerçek üyeleri olanlardır.[263]
62. Gözle görülen kilise nedir? Gözle görülen kilise, bütün çağlar boyunca dünyanın her yerinden gerçek dini ikrar eden kişilerin hepsinin[264] ve onların çocuklarının[265] meydana getirdiği bir topluluktur.
63. Gözle görülen kilisenin ayrıcalıkları nelerdir? Gözle görülen kilise, Tanrı’nın özel ilgisi ve yönetimi altında olma;[266] tüm düşmanlarının saldırılarına rağmen, tüm çağlar boyunca savunulma ve korunma ayrıcalığına;[267] ve kutsalların paydaşlığını, ve kurtuluşun sunulmak için kullanıldığı doğal araçları tatma[268] ve O’na her kim inanırsa kurtulacağına[269] ve Kendisine gelen hiç kimsenin geri çevrilmeyeceğine[270] ilişkin tanıklık edip, Müjde hizmetinde bulunan tüm gözle görülen kilise üyelerine Mesih’in sunduğu lütufları tatma ayrıcalığına sahiptir.
64. Gözle görülmeyen kilise nedir? Gözle görülmeyen kilise, baş olan Mesih’in altında tek bir bütün olmak üzere bir araya toplanmış, toplanmakta olan ya da toplanacak olan sayıları belirli seçilmişlerin bütünüdür.[271]
65. Gözle görülmeyen kilisenin üyeleri Mesih’in sunduğu hangi özel bereketleri tadarlar? Gözle görülmeyen kilisenin üyeleri Mesih aracılığıyla lütufta ve görkemde O’nunla birlikteliği ve paydaşlığı tadarlar.[272]
66. Seçilmişlerin Mesih ile sahip oldukları birleşmişlik nedir? Seçilmişlerin Mesih ile birleşmişliği[273] Tanrı lütfunun bir işlevidir,[274] bu işlev aracılığıyla ruhsal ve mistik ancak gerçekten ve ayrılamaz bir şekilde başı ve kocası olan Mesih’le birleştirilirler;[275] bu da onların etkin bir şekilde çağrılmalarında gerçekleşir.[276]
67. Etkin çağrı nedir? Etkin çağrı, Tanrı’nın kadir gücünün ve lütfunun bir işlevidir,[277] bunun aracılığıyla (seçilmişlerine olan karşılıksız ve özel sevgisinden ötürü ve onların içlerinde olan hiçbir şeyin Kendisini bu şekilde davranmaya yönlendirmeksizin)[278] uygun zamanda Ruh’u ve Sözü aracılığıyla onları İsa Mesih’e davet eder ve çeker;[279] kurtaran bir şekilde düşünüşlerini aydınlatıp[280] iradelerini yenileyerek ve güçle belirleyerek[281] (kendi içlerinde günahta ölü olmalarına rağmen) O’nun çağrısına istekli olarak ve özgür bir şekilde cevap vermelerini, ve bu çağrının içinde sunulan ve iletilen lütfu kabul edip, kucaklamalarını sağlar.[282]
68. Yalnızca seçilmişler mi etkin bir şekilde çağrılırlar? Tüm seçilmişler ve yalnızca onlar etkin bir şekilde çağrılırlar:[283] her ne kadar diğerleri Sözün hizmeti aracılığıyla dışsal olarak çağrılabilseler ve çoğu zaman çağrılsalar[284] ve Kutsal Ruh’un bazı genel işleyişlerine maruz kalsalar bile;[285] kendilerine sunulan lütfu bilinçli bir şekilde reddedip, değersiz gördükleri için bu kişiler imansızlıklarına haklı olarak terk edilirler ve hiçbir zaman gerçek anlamda İsa Mesih’e gelmezler.[286]
69. Gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin Mesih’le sahip oldukları lütuf paydaşlığı nedir? Gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin Mesih’le sahip oldukları lütuf paydaşlığı aklanmalarında,[287] oğulluğa alınmalarında,[288] kutsallaştırılmalarında ve bu hayatta O’nunla olan birleşmişliklerini ortaya koyan diğer her şeyde[289] O’nun aracılığının erdemlerinden pay almaktır.
70. Aklanma nedir? Aklanma, Tanrı’nın karşılıksız lütfunun günahkarlar için olan bir işlevidir:[290] bu, onların günahları bağışlanarak ve Kendisinin gözünde doğru kişiler sayılıp kabul edilerek;[291] ne onların içlerinde görülen ne de onlar tarafından yapılan herhangi bir şeyden ötürü değil,[292] ama yalnızca Mesih’in mükemmel itaati ve tam tatmini uğruna, Tanrı tarafından onların içine konarak[293] ve yalnızca imanla kabul edilerek[294] gerçekleştirilir.
71. Aklanma ne şekilde Tanrı’nın karşılıksız lütfunun bir işidir? Her ne kadar Mesih itaati ve ölümüyle aklanacak olanlar için uygun, gerçek ve tam bir şekilde Tanrı adaletini tatmin etmiş olsa da;[295] Tanrı bu tatmini bizlerden talep etmeye hakkı olduğu halde bunu [Mesih’in ödediği] kefaletten dolayı kabul etti, Tanrı bu kefaleti biricik Oğlunda kendisi sağladı[296] Mesih’in doğruluğunu onlara sayarak[297] ve aklanmaları için onlardan imandan başka hiçbir şey talep etmeyerek[298] -ki, iman da O’nun armağanıdır-[299] onların aklanmaları onlara verilen karşılıksız lütuftan kaynaklanır.[300]
72. Aklayan iman nedir? Aklayan iman kurtaran bir lütuftur,[301] günahkarın yüreğinde Ruh[302] ve Tanrı Sözü aracılığıyla var edilir,[303] bunun aracılığıyla günahkar günahının ve bozulmuşluğunun ve kendisini bu kayıp konumdan kurtarmada kendisinin ve tüm diğer yaratıkların yetersizliğinin farkına vararak,[304] yalnızca Müjdenin vaadinin gerçekliğini kabul etmekle kalmayıp,[305] günahların bağışı için bu Müjdede sunulan Mesih’i ve O’nun doğruluğunu[306] ve ayrıca, kurtuluş için kendisinin Tanrı karşısında doğru bir kişi sayılıp, kabul edilmesini[307] benimseyip, buna güvenir.
73. İman, bir günahkarı Tanrı karşısında nasıl aklar? İman sadece her zaman için kendisiyle birlikte gelen diğer lütuflardan ya da bunun meyveleri olan iyi işlerden ötürü bir günahkarı Tanrı karşısında aklamaz,[308] iman lütfu ya da bunun her hangi bir işlevi, kişinin aklanması için kişiye sayılmış değildir;[309] ancak bu iman yalnızca günahkarın Mesih’i ve O’nun doğruluğunu kabul etmede ve uygulamada kullandığı bir araçtır.[310]
74. Evlatlığa alınma nedir? Evlatlığa alınma Tanrı’nın karşılıksız lütfunun bir işlevidir,[311] biricik Oğlu İsa Mesih’te ve O’nun içindir,[312] bunun aracılığıyla aklanların hepsi O’nun çocuklarının sayısına katılır,[313] üzerlerine O’nun ismi konur,[314] Oğlu’nun Ruh’u kendilerine verilir,[315] O’nun Baba ilgisi ve yönetimi altındadırlar,[316] Tanrı oğullarının özgürlük ve ayrıcalıklarına sahip olurlar, tüm vaatlerin mirasçıları, ve yücelikte Mesih’le birlikte ortak mirasçılar yapılırlar.[317]
75. Kutsallaştırılma nedir? Kutsallaştırılma Tanrı lütfunun bir işlevidir; böylece, dünyanın temelleri atılmadan önce Tanrı’nın kutsal olmak üzere seçtiği kişiler uygun zamanda, Ruhu’nun güçlü işleyişi aracılığıyla[318] Mesih’in ölümünü ve dirilişini onlara uygulamasıyla,[319] bütün varlıklarında Tanrı benzerliğinde yenilenirler;[320] yaşama götüren tövbenin tohumlarına sahiptirler ve tüm diğer kurtaran lütuflar onların yüreğine konmuştur[321] ve bu lütuflar öylesine alevlendirilmiş, çoğaltılmış ve güçlendirilmiştir ki,[322] günaha giderek daha fazla öldükçe, yeni bir yaşama dirilirler.[323]
76. Yaşama götüren tövbe nedir? Yaşama götüren tövbe kurtaran bir lütuftur,[324] Ruh[325] ve Tanrı Sözü[326] aracılığıyla günahkarın yüreğinde var edilir, bu şekilde kendi günahlarının sadece tehlikesi karşısında değil, ama görüntüsü ve hissi[327] ve ayrıca bunların pisliği ve kötülüğü karşısında[328] ve Tanrı’nın tövbekarlara Mesih’te sunduğu merhameti algılayarak[329] günahkar, günahları yüzünden öylesine üzülür[330] ve onlardan nefret eder ki,[331] bunların hepsinden Tanrı’ya döner,[332] yeni itaatin tüm yollarında sürekli O’nunla birlikte yürümeyi amaçlar ve çabalar.[333]
77. Aklanma ve kutsallaştırılma arasındaki fark nedir? Kutsallaştırılmanın ayrılmaz bir şekilde aklanmayla bağlı olmasına karşın,[334] birbirlerinden şu özelliklerden ötürü farklıdırlar: aklanmada Tanrı, Mesih’in doğruluğunu yasal olarak kişiye ait sayar;[335] kutsallaştırılmada Ruhuyla kişinin içine lütfunu koyar ve bunu kullanması için kişiyi yeterli kılar;[336] ilkinde, günah bağışlanır;[337] ikincisinde ise dizginlenir:[338] birincisi, eşit şekilde tüm imanlıları Tanrı’nın intikam alıcı gazabından özgür kılar ve şimdiki yaşamda bunu mükemmel bir şekilde yapar, öyle ki, inananlar asla mahkumiyet altına girmezler;[339] ikincisi ise herkeste ne eşittir[340] ne de şimdiki hayatta her hangi bir kimsede yetkinlik konumundadır,[341] ancak giderek mükemmelliğe doğru ilerler.[342]
78. İnananlardaki kutsallaştırılmanın mükemmel olmaması nereden kaynaklanır? İnananlardaki kutsallaştırılmanın mükemmel olmaması, her kısımlarında halen varlığını sürdüren günah kalıntılarından ve benliğin ruha karşıt olan daimi arzularından kaynaklanır; böylece inananlar çoğu zaman ayartılara yenilerek bir çok günaha düşerler,[343] ruhsal hizmetlerinde engellenirler[344] ve en iyi işleri bile Tanrı’nın önünde mükemmellikten yoksun ve kirlidir.[345]
79. Tüm eksiklikleri, çok sayıdaki ayartmaları ve yenik düştükleri günahlar yüzünden gerçek inananlar lütuf konumundan düşebilir mi? Tanrı’nın değişmez sevgisi[346] sebebiyle onlara dayanma vereceğine dair olan hüküm ve antlaşması,[347] Mesih’le olan ayrılamaz birleşmişlikleri,[348] Mesih’in onlar için sürekli yakarışı[349] ve onların içlerinde yaşayan Tanrı Ruh’u ve tohumu[350] nedeniyle gerçek imanlılar ne tam olarak ne de nihai olarak lütuf konumundan düşebilirler[351] fakat Tanrı’nın iman aracılığıyla gelen gücü ile kurtuluşa erişmek üzere korunurlar.[352]
80. Gerçek inananlılar, lütuf konumunda oldukları ve kurtuluşa erişmek üzere bu konumda dayanacakları konusunda kesin bir şekilde güvence duyabilirler mi? Mesih’e gerçekten inanan, ve O’nun önünde temiz bir vicdanla yürümeye çalışanlar,[353] olağandışı bir esine gerek olmaksızın, Tanrı vaatlerinin gerçekliğinde temellenmiş iman aracılığıyla, ve yaşam vaatlerinin sağladığı bu lütufları Ruh’un onları yeterli kılması ile kendi içlerinde farketmeleri,[354] ve içlerindeki ruh ile birlikte Tanrı çocukları olduklarına tanıklık etmeleri[355] aracılığıyla lütuf konumunda olduklarından ve kurtuluşa erişmek üzere bu şekilde dayanacaklarından kesin bir şekilde emin olabilirler.[356]
81. Tüm inananlar tüm zamanlar boyunca, şu anda lütuf konumunda olduklarından ve kurtulacaklarından emin midirler? Lütuf ve kurtuluştan emin olma, her ne kadar imanın özünü teşkil etmese de,[357] gerçek inananlar bu güvene sahip olabilmek için uzun zaman bekleyebilirler;[358] bu güveni hissedip, tattıktan sonra, çeşitli yanlış davranışlar, ayartılar ve ayrılıklardan ötürü aynı güven kendi içlerinde zayıflayabilir ve geçici olarak kaybolabilir;[359] ancak tamamen ümitsizliğe düşmelerine neden olacak şekilde hiçbir zaman Tanrı’nın Ruhunun varlığı ve desteğinden yoksun bırakılmazlar.[360]
82. Gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin yücelikte Mesih ile sahip oldukları paydaşlık nedir? Gözle görülmeyen kilisenin üyeleri bu yaşamda[361] yücelikte Mesih ile sahip oldukları paydaşlıkla, ölümden hemen sonra[362] ve nihai olarak dirilişte ve yargı günüde yetkinliğe eriştirilecektir.[363] 83. Gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin yücelikte Mesih ile bu yaşamda tattıkları paydaşlık nedir? Gözle görülmeyen kilisenin üyelerine bu yaşamda Mesih’le olan yüceliğin turfandaları verilmiştir, Baş’larının üyeleri olduklarından, O’nda, kendilerine O’nun sahip olduğu tüm dolulukla yücelik verilmiştir;[364] ve bunun teminatı olarak Tanrı sevgisinin,[365] vicdan esenliğinin, Kutsal Ruh’taki sevincin ve yüceliğe erişme umudunun verdiği hissi tadarlar;[366] buna karşılık olarak, Tanrı’nın öç alıcı gazabı, vicdanın korkusu ve korkulu bir bekleyişin verdiği his ise kötülerin ölümden sonra katlanacakları işkencelerin başlangıcını oluşturmaktadır.[367]
84. Tüm insanlar ölecek mi? Ölüm, günahın ücreti olacağı konusunda tehdit olarak ortaya konulmuştur,[368] bu nedenle her insanın kaderi bir kere ölmektir;[369] çünkü hepsi günah işlemiştir.[370]
85. Ölüm günahın ücreti ise, Mesih’te tüm günahlarının bağışlandığı görülen doğru kişiler neden ölümden kurtarılmıyorlar? Doğru kişiler, son günde ölümün kendisinden kurtarılacaklardır ve ölümde bile onun dikeni ve lanetinden kurtarılırlar;[371] öyle ki, ölseler bile, Tanrı, sevgisinden ötürü[372] onları günahtan ve bozulmuşluktan özgürlüğe kavuşturacaktır[373] ve içine adım atmakta oldukları Mesih’le yücelikteki paydaşlıkları için kendilerini yeterli kılacaktır.[374]
86. Ölümün hemen ardından gözle görülmeyen kilisenin üyelerinin yücelikte Mesih’le tattıkları paydaşlık nedir? Ölümün hemen ardından görülmeyen kilisenin üyelerinin yücelikte Mesih’le tattıkları paydaşlık, canlarının kutsallıkta yetkinleştirilmesi[375] ve en yüce göklere kabul edilmeleri,[376] burada nur ve yücelik içersinde Tanrı’yı yüzyüze görmeleri,[377] bedenlerinin tam kurtuluşunu beklemeleri,[378] ki, ölümde bile Mesih’le birleşmişlik konumunda kalırlar[379] ve son günde canlarıyla tekrar birleştirilinceye dek[380] yataklarındaymışçasına mezarlarında dinlenirler.[381] Buna karşılık, kötülerin canları, ölümlerinde cehenneme atılır ve burada işkence ve derin karanlık içinde kalırlar ve diriliş ve yüce yargılanma gününe dek bedenleri, hapishanedeymişçesine mezarlarında tutulur.[382]
87. Dirilişe ilişkin neye inanmalıyız? Son günde hem aklanmışların hem de kötülerin olmak üzere, ölülerin genel bir dirilişi olacağına inanmalıyız: | |||||||